Deve; Ota Muhalif… Hadi Hayırlısı

Deveyi yardan atan; bir tutam ot derler; atasözü mahiyetinde… Bu defa işin değişmeceli kısmında devenin ota muhalif olması ilginç bir konu… Konu ne; konu ne ot ne de deve… Konu kim neye muhalif… Muhalif olmanın bilinçaltında yer edinen asıl neden ne… Galiba bir tutam ot…

Konunun gündemle alakası yok… Gündeme dair meseleleri oldum olası değişen dünya şartları nezdinde konuşmayı da sevmiyorum. Fikrin ve düşüncenin tekâmül halinde olması insana dair yeni gelişen bir yenilikte değil.

Son dönemlerde şehirleşmenin etkisi yapay zekâ ve teknolojinin günümüz şartlarına olan bütünleşmiş durumu memmuniyet seviyesini oldukça düşürdü. İnsanın arayış kabiliyeti yerle yeksan oldu. Çünkü insanın arayış içerisinde olması bilinen tarihi ve mekândan bağımsız olmayan bir gerçeklik halidir. Fakat günümüz şartlarında arayış halinde olmanın sosyal medyanın girdabında dönülmesine rağmen hala kimsenin genzine tuzlu suyun kaçmamış olması trajikomik bir durum oluşturmakta diye düşünüyorum. Çünkü konuyla yakından uzaktan alakası olmayan deve; bu defa ota muhalif…

Çünkü kendisine dikte edilen anlayış yirmi saniyelik bir ekran yüzünde anlık hayat bulma gibi bir duruma sahip olmasından kaynaklı, evveliyatına sahip olmadığı meseleler hakkında dahi kendince akıl yürütmelerine ev sahipliği yapıyor olması konunun handikabı… Çünkü susmanın konuşmaktan evla olduğu bir kültürün temsilcisi olma anlayışı aslında konuşamayan insanın kendini sosyal medya mecralarına atması iletişim kavramının yeni varyantını ortaya çıkardı. Daha ötesi yeni bir alfabenin ilk temsilcileri olan emojilerin hayatın gündelik ritmi içerisinde yerini hızlı alıyor olması gelecek çağın bilmecesi durumunda.

Deve ota muhalif ise; hadi hayırlısı demekten başka bir şey kalmamış gibi gözükmekte… Çünkü varlığın varlık alanı konunun ana temasına dönmüş sayılır… Ve bekleyen ile beklenen arasındaki uçurum insanlığın çıkmazları arasında yerini almaya devam edecek gibi durmakta… İnsan galiba bu kısımda haddini bilme anlayışından ziyade haddini aşma derdinde… Ve aşılan haddi kendisine dair bir özgürlük alanı ya da keramet sanması gafletin en derin uykusunda yer edindiğini gösterir. Çünkü had bilmek ile bilmemek arasındaki ince çizgiyi muhaliflik sanmaktan başka bir şey olmadığını düşünmesi sığlıktan başka bir şey değil gibi gözüküyor.

İnsanlık tarihi geçmişi içerisinde beşeriyetin tam merkezinde işlediği suçun yargılarından oluşan bir kolyenin eşyası arasında yer edinecek… Çünkü özgürlüğü kendi kerameti sayanların bir başkasının özgürlüğüne karşı attığı her adımda insanlık suçuna bir davet niteliği taşımakta… İnsan insana muhalif, insan doğaya muhalif, insan insanlığa muhalif… Bu kısmı ayırabildiniz mi? Hangi kısmın ayrılması gerektiğine gelince insan bir fikre ya da düşünceye muhalif olabilir? Tabi bu muhalifliğin sınırını da iyi çizmek gerekecek…

Şöyle; varlık alanına muhalif olmak ile bir düşünceye ve fikre saygı çerçevesinde muhalif olmak; iki farklı kavram niteliğinde… Şimdi burada ilmi altyapı ve konunun evveliyatına dair bir bilgi birikiminin varlığı şart… Kendince bir şeylere muhalif olmaya kalkmak ise konuşmaktan başka bir şey değil bu anlamda… Cahil aranıyor ilanı burada anlam taşıyabilir. Çünkü cahilin inandığı, anlayışından daha kuvvetlidir. Ağız temizliği için diş macunu ya da bir fırçaya burada ihtiyaç yok… Cahilin kulağını temizletmek gerekecek gibi durmakta… Çünkü duyumlar, düşünümler önce yer edinir.

Ve işin sonunda deve ota muhalif… Hadi hayırlısı…

Kalın sağlıcakla…

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.