“Sütte Yağ, Şeker ve Aroma İçin Yeni Dönem”
Yeni Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği’nde Değişiklik Yapıldı. Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması amacıyla içme sütlerinin tanımı, etiketlenmesi, yağ sınıfları, şeker/çeşni/aroma kullanımı ve “doğal” ibaresinin kullanımını düzenleyen gıda mevzuatında değişiklikleri kapsayan bir tebliğ yayımlandı.Bu tebliğ:
Türk Gıda Kodeksi İçme Sütleri Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2026/19), 16 Eylül 2026 tarihli ve 33372 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğ, 2019/12 sayılı ana Tebliğ’de değişiklik yapmaktadır.
Değişikliğin üç ana amacı var:
1. Tüketicinin yanıltılmasını önlemek
2. Ürünlerin isimlendirilmesini ve etiketlenmesini standartlaştırmak
3. Üreticiler arasındaki haksız rekabeti azaltmak
Yani düzenleme yalnızca “Sütte ne kadar yağ veya şeker olacak?” sorusuna cevap vermiyor. Aynı zamanda sütün tüketiciye nasıl sunulabileceğini de belirliyor.
Eski düzenlemede “süt bazlı içecek”, son ürünün miktar olarak en az %50’sinin içme sütü olduğu içecek şeklinde tanımlanıyordu. Ancak Bakanlığın açıklamasına göre piyasada bu isimle karşılık bulan ürün bulunmuyordu. Piyasadaki ürünler daha çok çeşnili/aromalı içme sütü, süt içeren içecek gibi farklı isimlerle tüketiciye sunuluyordu. Dolayısıyla mevzuatta bulunan fakat piyasada fiilen kullanılmayan bir ürün kategorisinin korunmasının anlamlı olmadığı değerlendirilmiş ve “süt bazlı içecek” tanımı Tebliğ’den çıkarılmıştır.
Eski uygulamada yer alan ve tüketicilerde kafa karışıklığına yol açabilen “% ... yağlı süt” gibi serbest ara yağ sınıflandırmaları tamamen kaldırıldı. Piyasaya arz edilecek içme sütleri kesin olarak dört ana grupta toplandı:
• Tam yağlı süt: Süt yağı kütlece en az %3,5.
• Yağlı süt: Süt yağı kütlece %3,0 ile %3,5 arasında.
• Yarım yağlı süt: Süt yağı kütlece %1,5 ile %1,8 arasında.
• Yağsız süt: Süt yağı kütlece %0,15’in altında.
Bu dört sınıfın dışında kalan farklı yağ oranlarına sahip sütlerin piyasaya sürülmesine izin verilmeyecek. Ayrıca ürünün yağ sınıfı ve gerçek süt yağı miktarının etiketin temel görüş alanında açıkça belirtilmesi zorunlu hale getirildi.
“Doğal” ibaresinin kullanımı önemli ölçüde sınırlandırıldı:
• Yalnızca tam yağlı ve yağlı içme sütlerinde kullanılabilecek.
• Bu ifadenin yer aldığı ürünler; katkı maddesi, çeşni maddesi, aroma verici veya benzeri hiçbir ilave bileşen içeremeyecek.
• Laktozsuz veya laktozu azaltılmış içme sütlerinde “doğal” ifadesi kullanılamayacak.
İçme sütlerinde yalnızca doğal aroma vericiler kullanılabilecek. Diğer aroma vericilere izin verilmeyecek.Çeşnili içme sütlerinde kullanılacak toplam çeşni oranı en az %1 olacak.
Bu ne anlama geliyor?
Bir ürün “çeşnili içme sütü” olarak piyasaya sunuluyorsa, ürünün gerçekten belirli bir çeşni karakterini taşıması isteniyor. Burada düzenleyicinin yaklaşımı şu şekilde okunabilir: Bir ürüne çok düşük miktarda bir bileşen ekleyip bunu güçlü bir çeşni algısıyla pazarlamak yerine, çeşninin ürün içerisinde belirli bir asgari düzeyde bulunması demek.
Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, “ilave şeker” ile “toplam şeker”in aynı şey olmadığıdır.
Yeni düzenlemede:
• İlave şeker: İçme sütüne dışarıdan eklenebilecek şeker miktarı en fazla %5 olabilecek.
• Toplam şeker: Ürünün toplam şeker miktarı en fazla %9,5 olabilecek.
Bunların ayrılması önemli. Çünkü sütün kendisinde de doğal olarak bulunan laktoz nedeniyle bir şeker miktarı vardır. Dolayısıyla “Sütün içerisinde hiç şeker olmayacak.” şeklinde anlaşılmamalıdır. Buradaki düzenleme esas olarak ilave edilen şekere ve ürünün toplam şeker miktarına sınır getiriyor.
Bakanlığın açıklamasına göre içme sütlerine ilave edilecek şeker; yarı beyaz şeker, beyaz şeker, ekstra beyaz şeker ile sınırlandırılıyor. Buna karşılık glukoz şurubu, fruktoz şurubu gibi sakkaroz dışındaki şeker türevlerinin içme sütlerine eklenmesinin önüne geçiliyor.
Dolayısıyla burada önemli olan yalnızca “Ne kadar şeker?” sorusu değil. Aynı zamanda “Hangi tür şeker?” sorusuna da mevzuat cevabı getiriyor. Şeker içeren ürünlerin etiketinde temel görüş alanında “% … ilave şeker içerir” ibaresi yer alacak.
Aslında düzenlemenin arkasındaki en önemli meselelerden biri etiketin tüketici üzerindeki etkisi. Bir ürünün üzerinde “DOĞAL SÜT” yazılması tüketicide belirli bir algı oluşturur. Tüketici bunu “Bu ürünün içine herhangi bir şey katılmamış.” şeklinde değerlendirebilir. İşte mevzuat burada devreye giriyor ve “doğal” ifadesinin hangi şartlarda kullanılabileceğini belirliyor. Bu nedenle düzenleme yalnızca gıda teknolojisi açısından değil, tüketici hukuku ve gıda pazarlaması açısından da önemli.
Farklı Hayvan Sütlerinin Karıştırılması: Piyasaya sunulan içme sütlerinin üretiminde farklı hayvan türlerine ait (örneğin inek, keçi veya koyun) sütlerin birbirine karıştırılması yasaklanıyor.
Manda Sütü Kriteri: Saha çalışmaları doğrultusunda manda sütündeki protein oranı %4 olarak yeniden belirlenmiş.
Üreticiler açısından ne değişiyor?
Üreticilerin; ürün isimlerini, etiketlerini, yağ sınıflandırmalarını, çeşni miktarlarını, şeker kullanımını, aroma kullanımını, “doğal” ibaresini yeni Tebliğ’e uygun hale getirmeleri gerekiyor. Burada özellikle mevcut ürünlerin yeniden formülasyonu veya etiketlerinin değiştirilmesi gerekebilir. Ancak Bakanlık mevcut işletmelere hemen uyum zorunluluğu getirmiyor. Tebliğ’in yayımlanmasından önce faaliyet gösteren gıda işletmelerine 31 Mart 2027’ye kadar uyum süresi tanınıyor. Bu süre; mevcut ürünlerin, ambalajların, etiketlerin ve üretim süreçlerinin yeni kurallara uygun hale getirilmesi için önemli. Dolayısıyla tüketici açısından da şu hususu bilmek gerekiyor: Yeni Tebliğ yayımlandı diye ertesi gün bütün raflardaki ürünlerin yeni etiketlerle değiştirilmesi gerekmiyor. Mevcut işletmelere tanınan geçiş süresi nedeniyle 31 Mart 2027’ye kadar bir uyum dönemi bulunuyor.
Bu düzenlemeyi sadece “Süte yeni yasaklar geldi.” şeklinde okumak eksik olur. Daha doğru okuma şu: Süt ürünlerinde standardizasyon, etiket açıklığı ve pazarlama ifadelerinin sınırlandırılması yönünde yeni bir adım atılıyor.
Özellikle üç alan öne çıkıyor:
1. Etiketin sadeleşmesi: Yağ sınıflarının dört kategoriye indirilmesiyle tüketicinin ürünleri daha kolay karşılaştırması hedefleniyor.
2. “Doğal” gibi güçlü pazarlama ifadelerinin sınırlandırılması: “Doğal” ifadesi belirli teknik şartlara bağlanıyor.
3. Aromalı ve şekerli sütlerde içeriğin kontrolü: Çeşni, şeker ve aroma konusunda hem miktar hem de kullanılan bileşenler açısından sınırlar getiriliyor.
Ez cümle: Bu düzenlemelerin temel amacı, içme sütü piyasasında tüketicinin karşılaştığı karmaşık yağ oranı ifadelerini netleştirmek, ilave şeker ve yapay içerik kullanımını sınırlandırmak ve “doğal” gibi tüketici nezdinde olumlu çağrışım yapan ifadelerin yalnızca gerçekten uygun ürünlerde kullanılmasını sağlamaktır.


