Nasreddin Hoca’yı ok yarışına çağırmışlar. Hoca ilk oku atmış, hedefi vuramamış. “Bu subaşının atışı” demiş. İkinci ok da hedefi bulmayınca, “Bu da kadı efendinin…” demiş. Üçüncü ok hedefi vurunca göğsünü kabartmış: “İşte bu da benim atışım!”
Bizim ekonomi yönetimi de işi iyice Hoca’nın fıkrasına çevirdi. Ok hedefi bulmayınca hedef tahtası değişiyor. Üç yıl önce enflasyonun yüzde 8,5 olacağı söylendi. Sonra yüzde 9,7 oldu. Ardından yüzde 16 denildi. Şimdi yeni rakam yüzde 28,4.
Erzurum’da vatandaşa bu rakamları anlatmaya gerek yok. Pazara çıkan zaten görüyor. Geçen hafta aldığı yağ bugün başka fiyat. Etin yanına yaklaşılmıyor. Kirayı ödeyenin elinde para kalmıyor. Esnaf, “Malı kaça alacağım, kaça satacağım?” diye kara kara düşünüyor.Milletin hesabı çok basit, Cepteki para ay sonunu getiriyor mu, getirmiyor mu?
Merkez Bankası daha birkaç hafta önce 2027’de enflasyonun yüzde 15 olacağını söylüyordu. Yeni açıklanan programda bu rakam yüzde 21’e çıktı. Aradan sadece 24 gün geçti. Ne oldu da rakam bu kadar değişti? Savaş yeni başlamadı. Petrolün pahalı olduğu bugün öğrenilmedi. Gıdanın fiyatı da dün yükselmeye başlamadı. Tek haneli enflasyon için önce 2026 denildi, sonra 2027, şimdi 2029 deniyor.
Tamam da bu hayat pahalılığı ne zaman bitecek?
Bir de bütçe açığının düşeceği söyleniyor. Kâğıt üzerinde oran düşebilir. Ancak milli gelir enflasyonun da etkisiyle büyüdüğünde, açığın milli gelire oranı daha düşük görünebilir. Fakat vatandaşın cebine baktığınızda değişen bir şey yok. Para yine yetmiyor. Çünkü millet pazardaki etiketle haşır neşir oluyor.
Ekonomide hesap şaşabilir. Hedef tutmayabilir. Olabilir. Ama her seferinde hedefi biraz daha uzağa koyup, sonra da “Hedefi tuttuk” demek millete pek inandırıcı gelmiyor. Nasreddin Hoca bugün yaşasaydı herhalde oku eline alıp sorardı: “Ula, hedefi niye değiştirdiniz?” Cevap, “Değiştirmedik hocam, biraz öteye aldık”. Sizce hoca Nasreddin bu cevabı yer miydi?
Ama mesele artık hedef tahtasının nerede olduğu değil. Mesele, vatandaşın cebinde ne kaldığı. Erzurumlu bunu rakamlardan daha iyi biliyor. Çünkü onun baktığı yer ekonomi programı değil, pazar filesi. Onun hesabı yüzde 15, yüzde 21 ya da yüzde 28 değil, aldığı maaşın ay sonunu getirip getirmediği. Milletin gözü artık hedefte değil, cebinde.
Çünkü ok hedefi bulmuyorsa, hedef tahtası değil, nişancı değiştirilir.


