Erzurum’da bir kez daha şehrin geleceği konuşuldu. Bir kez daha rakamlar açıklandı. Bir kez daha umutlar dillendirildi. Ve bir kez daha herkes aynı sorunun cevabını aramaya başladı: Bu kez gerçekten bir şey değişecek mi?
Çünkü Erzurum’un sorunu ne işsizliktir, ne göçtür, ne de yatırım eksikliğidir. Erzurum’un en büyük sorunu, yıllardır bilinen sorunların hâlâ çözülememiş, çözülmemiş olmasıdır. Bu şehir yıllardır evlatlarını büyük şehirlere uğurluyor. Otobüs terminallerinde giden gençlerin sayısı, dönenlerin sayısından fazla. Köylerde yaş ortalaması yükseliyor. Üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Esnaf kepenk açıyor ama umutla değil, alışkanlıkla açıyor. Ve her geçen yıl Erzurum biraz daha yaşlanıyor.
Şimdi Atatürk Üniversitesi öncülüğünde önemli bir çalışma başlatıldı. 61 kurum bir araya geldi. 150 toplantı yapıldı. 100 temel ihtiyaç belirlendi. Kuşkusuz küçümsenecek bir çalışma değil. Hatta belki de son yılların en kapsamlı şehir analizlerinden biri. Ama Erzurum halkı artık analiz değil, netice görmek istiyor. Çünkü bu şehir rapor görmekten bıktı. Dosya görmekten usandı. Sunum görmekten yoruldu. Erzurum artık sonuç görmek istiyor.
Bugün bu şehirde en büyük yatırım gençlerin memleketinde kalmasını sağlayacak projelerdir. En büyük kalkınma hamlesi göçü durdurmaktır. En büyük başarı, üniversiteyi bitiren bir gencin "Ben Erzurum’da yaşayacağım" diyebilmesidir. Eğer hazırlanacak projeler bunu başarabiliyorsa değerlidir. Yok eğer bu çalışma da raflarda tozlanacak raporların arasına katılacaksa, Erzurum bir yıllık zamanını daha kaybetmiş olacaktır. Acı ama gerçek şu: ‘Bu şehir artık potansiyelini dinlemek istemiyor’. Potansiyelini görmek istiyor.
Çünkü Erzurum’un potansiyeli yıllardır anlatılıyor. Ama anlatılan potansiyel, gençleri burada tutmaya yetmiyor. Anlatılan potansiyel, göçü durduramıyor. Anlatılan potansiyel, işsizliğe çare olmuyor. İşte bu yüzden bugün başlayan süreç tarihi bir fırsattır. Ama aynı zamanda büyük bir sınavdır. Bu sınavı sadece üniversite değil, kamu kurumları, yerel yönetimler, iş dünyası ve siyaset kurumu da verecektir. Çünkü Erzurum’un kaybedecek yılları kalmadı.
Bu şehir artık söz duymak istemiyor. Bu şehir artık mazeret duymak istemiyor. Bu şehir artık alkışlanan toplantılar değil, hayatı değişen insanlar görmek istiyor. Ve herkes aynı soruyu soruyor: Erzurum’un sorunlarını gerçekten çözmeye mi geldik, yoksa onları bir kez daha konuşup evlerimize mi döneceğiz?
Çünkü bir şehrin kaderi toplantı salonlarında değil, o şehirde kalmaya karar veren gençlerin gözlerinde yazılır. Erzurum için artık asıl mesele neyin yapılacağını konuşmak değil, yıllardır konuşulanların hangisinin gerçekten yapılacağını göstermektir.

