Günümüz insanlarının çoğunluğu inandığı gibi yaşamayıp iki yüzlü bir tavır sergilemeleri sonucunda davalarını da sorgulatır hale getirmektedirler. Özü sözü bir inandığı gibi yaşayan güvenilir örnek Mü’min’lere dün olduğu gibi bugün de ihtiyaç duyulmaktadır. Özüyle sözüyle bütün işlerinde güvenilir İnandığı gibi yaşayan Örnek Mü’minlerin yaşayışları toplumsal dönüşümün en önemli ayağını oluşturur.
Söylediği şeyi yapan, yapamayacağı şeyi söylemeyen, yani özü-sözü, içi-dışı, fikri-fiili bir ve aynı olabilmek gerekir. İmanının gereğini yapanlar güzel örneklikleri ile rehberlik ederler. İslam’ı yaşamadığı halde anlatan, konuşanların verdiği zararlar daha büyüktür. Hiç konuşmasa bile yaşayışı düzgün olanların hali insanları etkiler, tesir eder. Mü’min, öncelikle İslam’ı kendisi yaşamalı, yaşadığını aktarmalıdır. Bu özelliklere ve güzelliklere sahip olanlar faydalı ve etkili olurlar. Müslüman olduğunu söylediği halde Kasa, Nisa, Masa konusunda savrulan ahlâksızların bu dünyada da âhirette de bedelini ödeyecekleri açıktır. İslâm’ın bütün hükümleri mükemmeldir, yücedir. Hiçbir kimsenin şahsi hataları ve ihtirasları yüzünden İslâm’a saldırılması kabul edilemez.
İmtihan için gönderildiğimiz dünya hayatında her daim kulluk görevimizi yaratılış gayemize uygun olarak yerine getirmeliyiz. Her zaman helâl yoldan rızkımızı temin ederek kendimiz, ailemiz, milletimiz ve insanlığın kurtuluşuna harcamalı, bütün haramlardan da kaçınmalıyız. İmanımızın gereği olarak ibadetlerimizi yapıp, yasaklardan kaçınıp güzel ahlâk sahibi örnek Mü’minler olmalıyız.
İnsanlar, hiçbir zaman kendi kurtuluşlarını, başkalarının felaketlerinde veya kendi yükselişlerini başkalarının alçalmasında aramamalı, yükselişini, kurtuluşunu ve mutluluğunu inandığı değerlerine sahip çıkarak, ibadetlerini yaparak, sonucunda güzel ahlâk’a erişerek elde etmek için çalışmalıdır. İlk insanla birlikte dünya imtihanı başlamıştır. İlâhi dinlerin tamamı; insanların dünya âhiret kurtuluşlarını sağlayacak hükümleri Allah (c.c.) tarafından Cebrail (a.s.) aracılığı ile Peygamberlerine suhuf, kitaplar halinde göndermiştir. İlâhi kitapların birbiri ardınca tahrif edilmeleri sonucunda değiştirilemeyecek en son İlâhi Kitap olarak Cebrail (a.s.) aracılığıyla peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’e Kur’an-ı Kerîm gönderilmiştir. En son ve mükemmel olarak gönderilen Kur’an-ı Kerîm ve rol model Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in Sünneti ile İslâm’ın hükümleri çok net bir şekilde bildirilmiştir. İslâm’ın hükümlerine uyanların dünya ve âhirette kurtuluşa erecekleri, mutlu, huzurlu bahtiyar Mü’minler olacakları açıkça bildirilmiştir.
İman eden ve imanın gereği ibadetlerini yapan Müslüman, güzel ahlâka ulaşmış olur. İman eden kişi hem güven altına girmiş olur hem de başkalarına güven verir, vermelidir de… Bunun içindir ki Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Hadis-i Şeriflerinde: “Müslüman, elinden ve dilinden başkalarının emin olduğu kimsedir” (Buhârî, İman, 4) “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.” (Ebu Davud, Sünnet, 2-4599) buyurmuştur. Kısacası; Allah (c.c.) için sevmeli, Allah için buğzetmeliyiz.
Dinimiz İslam, güzel ahlâka çok büyük önem vermiştir. İman ve ibadetlerimizin ahlâk ile sıkı bir ilişkisi vardır. İmanın ve ibadetlerin esas hedefi insanı ahlâklı kılmak, faziletlerle bezemektir. İslam ahlâkı, cihanşümul olan kapsamlı bir özelliğe sahiptir. İnsanların yaşayışlarında lazım olacak olan bütün kurallar İslam tarafından bildirilmiştir. Güzel ahlâk deyince şüphesiz aklımıza Allah (c.c.)’ın ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in emirlerinin yapılıp ve yasaklarından kaçınılması sonucu erişilen mertebeye İslâm ahlâkı diyebiliriz. İslâm ahlâkı; İslâm’ın özü, esası ve bizzat kendisidir. İslâm ahlâkının asıl kaynağı da Kur’an-ı Kerîm ve O’nun ışığında oluşan Sünnettir. Hadis-i Şerifte: “Mü’minlerin İmanı en kuvvetli olanları, huyu (ahlâkı) en güzel olanlardır.” (Müsned-i Ahmet Bin Hanbel c.2,250) buyrulmuştur. Kur’an-ı Kerim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’i bize en büyük örnek göstermekte, “Andolsun ki, Resûlullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzab Sûresi âyet:21)
İslâm’ın ahlâka verdiği önemi, Kuran-ı Kerim’de ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in örnek hayatında açıkça görürüz. Âyet-i Kerimede: “Gerçekten sen yüce bir ahlâk üzeresin.” (Kalem Sûresi âyet:4) buyrulmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) Efendimiz; “Ben ancak güzel Ahlâkı (üstün ahlâk değerlerini) tamamlamak üzere gönderildim” (Muvatta, Hüsnül Hulk, 8) buyurmuştur.
İslam, İmana dayanan, ibadetlerle güçlendirilen sonucunda güzel ahlâk’a ulaşılan hükümleri bildirmiştir. İslam, Ahlâki davranışa; günah-sevap, haram-helal kavramlarını katmaktadır. Yalan söyleyen kişi Ahlâksızlık yapmanın yanında, Allah (c.c.)’a karşı gelmiş, günah da işlemiş olur. Bu şekilde herhangi bir yanlışa düşmemek için haramlardan kaçınarak, emredilmiş olan doğruluk, dürüstlük, yardımlaşmak v.b. güzel davranışlarda bulunmak sureti ile İslam Ahlâkına ulaşmalı, güzel örnek sahibi dava adamı Mü’minler olmalıyız. Toplumun bütün olumsuzluklardan kurtulması davanın delisi hakiki örnek Mü’minlerin çokluğuyla mümkündür. Kişi bulunduğu makamları maddi kazanç sağlamak için değil insanlara faydalı olabilmek için hizmetçi olmalıdır. Şahsi menfaatlere girmeden güzel ahlâklı örnek teşkil etmelidir. Bu özelliklere sahip olanlar kazanırlar. Akli melekesini inandığı değerlerle buluşturup yaşamayan nefsi emmaresine ve şeytanın talimatlarına uyanların dünya ve âhirette rezilrüsyay olacakları kesindir.
Rol Model Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) yaşamadığı hiçbir şeyi ashabından istememiştir. Önce kendisi yaşamış, sonra yaşatmıştır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in örnekliğini, hayatına taşıyan bahtiyar Mü’minlerden olmamız duâsıyla sıhhat ve âfiyetler dilerim.


