Yapay Gündem; Yapay Et Ve Hakikatin Yerini Alan Gürültü

“Bilimsel Gerçekler Ortada: Yapay Et Henüz Ne Helal Ne de Ekonomik”

 

Türkiye yine yapay bir gündemle meşgul edilmeye çalışılıyor. Son günlerde “yapay et serbest bırakıldı”, “Türkiye’de artık laboratuvar eti satılacak” gibi başlıklarla dolaşıma sokulan haberler de bunun son örneklerinden biri oldu.

Ülkemizde yaklaşık ikibin sayfalık bir “Türk Gıda Kodeksi “ var.Bu tür iddialar ortaya atıldığında oraya bakmanızı öneririm. Bu konu ile ilgili olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın net açıklaması ortada: “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile ilgili ortaya atılan “yapay ete izin verildi” iddiaları tamamen asılsız. Yönetmelik yeni gıda başvurularını düzenliyor ama hücre ve doku kültürüyle üretilen “yapay et” ürünlerine yönelik herhangi bir izin veya serbestlik getirmiyor. Türkiye’de yapay et üretimi ve tüketimine yönelik yasağın devam ettiği açıkça ifade ediliyor. Devletin en üst makamları bu konuda tavrını net koymuşken, bazı marjinal kesimler ısrarla yapay gündem yaratıyor. Neden?.Köylüyü, çiftçiyi, üreticiyi koruyan politikalar üzerinden siyasi puan kazanmak istiyorlar. Bilim değil, siyaset ön planda.

Şimdi burada temel soru şudur: Biz neye güveneceğiz? Devletin resmî açıklamalarına mı, yoksa sosyal medyada bağırıp çağıran birkaç kişinin yorumlarına mı?

Bugün bilgi çağında yaşadığımız söyleniyor ama aynı zamanda büyük bir bilgi kirliliği çağında yaşıyoruz. Özellikle tarım, gıda ve sağlık gibi alanlarda insanlar çoğu zaman konunun teknik tarafını bilmeden konuşuyor. Daha vahimi ise meseleye ilmî ve teknolojik açıdan değil, tamamen siyasi gözlüklerle bakıyorlar. Dertleri ne çiftçi ne üretim ne de insan sağlığıdır. Asıl amaçları gündem oluşturmak, korku üretmek ve toplumda güvensizlik meydana getirmektir.

Daha önce GDO meselesinde de benzer bir süreç yaşandı. Türkiye’de GDO’lu tohumların ekimi yasak olduğu hâlde, sanki bütün marketler GDO istilasına uğramış gibi bir algı oluşturuldu. İnsanlar bilimsel veriler yerine sloganlarla konuştu. Şimdi aynı yöntem yapay et üzerinden uygulanıyor. “Yapay et geliyor”, “insanlığa zorla laboratuvar eti yedirilecek” gibi sansasyonel söylemlerle mesele büyütülüyor. Oysa ortada Türkiye açısından hukuki bir değişiklik yok.

Peki yapay et nedir?

“Yapay et” veya teknik adıyla “kültür eti”, bir hayvanı kesmeden, ondan alınan küçük bir doku örneğindeki kök hücrelerin laboratuvar ortamında besleyici bir solüsyon içinde çoğaltılmasıyla üretilir.

Canlı hayvandan alınan kas hücreleri, özel besi ortamlarında çoğaltılır ve et dokusu oluşturulmaya çalışılır. Burada canlı hayvan ibaresinin altını çizmek istiyorum. Bu ifade haram helal konusunda çok önemli,o yüzden oraya dikkat çektim.Yani klasik anlamda bir hayvan kesimi yapılmadan et üretimi hedeflenmektedir. Dünyada buna “cultured meat”, “lab-grown meat” veya “cell-based meat” denilmektedir.

Dünyada uygulama ne aşamadadır?

2026 itibarıyla yapay et hâlâ çok sınırlıdır. Singapur 2020’de ilk onayları verdi (Eat Just’in tavuk ürünleri). ABD’de 2023’te Upside Foods ve Good Meat gibi şirketlerin tavuk ürünleri restoranlarda sınırlı olarak sunuldu ama market raflarında yaygın değil. İsrail’de Aleph Farms’ın sığır eti onay aldı. Ancak birçok ülkede yasaklar ve kısıtlamalar artıyor. İtalya ve Macaristan gibi ülkeler üretim ve satışı yasakladı. ABD’nin bazı eyaletlerinde (Florida, Alabama) yasaklar getirildi. Avrupa’da da güçlü muhalefet var. Üretim ölçeği hâlâ pilot aşamadadır. Ticari başarıdan çok uzaktır.

Bu teknoloji özellikle son yıllarda çevre, iklim değişikliği, su kullanımı ve hayvancılık maliyetleri gibi sebeplerle gündeme gelmiştir. Yapay eti savunanlar, gelecekte artan dünya nüfusunun protein ihtiyacını karşılamak için alternatif üretim modellerine ihtiyaç olduğunu söylemektedir. Ayrıca büyükbaş hayvancılığın metan gazı üretimi ve yüksek yem tüketimi nedeniyle çevresel baskı oluşturduğunu ileri sürmektedirler.

Fakat işin başka boyutları da vardır.

Birincisi, yapay et teknolojisi henüz dünyanın büyük kısmında ticari olarak yaygınlaşmış değildir. Daha öncede ifade ettiğim gibi Singapur ve Amerika gibi bazı ülkelerde sınırlı izinler verilmiş olsa da dünya genelinde yaygın bir üretim ve tüketim ağı oluşmamıştır. Çünkü teknoloji hâlâ çok pahalıdır. Şu an için ekonomik değildir. Laboratuvar ortamında et üretmenin maliyeti oldukça yüksektir. Seri üretim kapasitesi sınırlıdır. Bu yüzden bugün için klasik hayvancılığın yerini alabilecek durumda değildir.

İkincisi, sağlık ve etik tartışmaları devam etmektedir. Yapay etin uzun vadeli etkileri konusunda henüz kesinleşmiş bir bilimsel ortak bir dil oluşmuş değildir. İnsan sağlığı açısından nasıl sonuçlar doğuracağı, üretim süreçlerinde hangi kimyasalların kullanılacağı ve biyolojik güvenlik meseleleri hâlâ tartışılmaktadır. Kontrollü ortamda üretildiği için bazı bakteri riskleri azalabilir deniyor. Ama uzun vadeli tüketimde kanserojenlik, alerji, besin emilimi gibi konular araştırılmamıştır. Kullanılan büyüme faktörleri, genetik modifikasyonlar ve besi ortamlarındaki kimyasallar soru işaretidir.

Üçüncüsü ise dinî boyuttur.

“Yapay et helal midir değil midir?” sorusu bugün İslam dünyasında yoğun şekilde tartışılıyor. Bu mesele sadece “et” meselesi değildir. Hücrenin nereden alındığı, üretim sürecinde kullanılan maddeler, besi ortamı ve sürecin tamamı fıkhî değerlendirmeye tabidir. Eğer başlangıçta alınan hücre İslamî usullere uygun kesilmiş bir hayvandan elde edilmemişse veya süreçte haram maddeler kullanılmışsa ciddi dinî problemler ortaya çıkabilir.

Diyanet İşleri Başkanlığı, resmî ve bağlayıcı bir fetva ile “yapay et helaldir” veya “caizdir” şeklinde bir hüküm vermemiştir. Aksine, ortaya atılan “Diyanet yapay ete fetva verdi” iddialarını resmî olarak yalanlamıştır.

Resmî Açıklamalar:

* 2021 Eylül: Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, sosyal medyada dolaşan “yapay ete cevaz (izin) verildi” iddialarını tamamen asılsız ilan etti. “Kurulumuzun yapay etin helal olduğuna dair hiçbir fetvası yoktur” açıklaması yapıldı.

* 2022 Haziran: Diyanet İşleri Başkanlık Müşaviri Dr. Muhlis Akar, yapay eti 3 sebepten problemli bulduklarını açıkladı:

1.            Meyte (leş) hükmünde olması: Canlı hayvandan biyopsi ile alınan hücre parçası, fıkıh açısından “meyte” (leş) sayılabilir ve haram hükmündedir.Şöyle bir örnek vermek gerekirse,bir hayvanın bir uzvu koptu bacağı vs. her hangi bir yeri. Bu hayvan helal olsa bile kopan parçası yenilmez,leş hükmündedir.Bir koyunun ön bacağı kotu. Müslümanlar o kopan bacağı yiyemez,leş hükmündedir ve haramdır.

2.            Besi yeri ve üretim süreci: Kullanılan besi ortamları (serumlar vb.), fıtrata aykırı ve şüpheli maddeler içerebilir.İlerde teknoloji başka bir aşamaya geçip,kesilen hayvandan da alınan doku ,ile de et üerilebilir  hale gelse – ki bu ozaman helal olur,şayet besi ortamı helal değilse bu yapay et yine helal olmaz.Eğer birinci madde helali sağlıyorsa besi ortamı da helal  hale getirilirse sıkıntı yok,et helal olabilir. Ama bugün bu şartlar sağlanmış değildir.

3.            Tayyib (temiz ve sağlıklı) olmaması: Helal olmasının yanı sıra gıdanın “tayyib” (sağlıklı, temiz, fıtrata uygun) olması gerekir. Yapay et bu kriterleri şimdilik  karşılamamaktadır.

Bu nedenle İslam dünyasındaki birçok ilmî kurul, meseleye ihtiyatla yaklaşmaktadır. Henüz üzerinde tam anlamıyla ittifak edilmiş bir hüküm yoktur. Dolayısıyla “kesin helaldir” veya “kesin haramdır” gibi sloganvari yaklaşımlar doğru değildir. Konunun hem biyoteknolojik hem de fıkhî yönünün derinlemesine incelenmesi gerekir.

Fakat burada asıl dikkat çekici olan şey, meselenin ilmî zeminden koparılarak tamamen propaganda aracına dönüştürülmesidir. Türkiye’de bazı kişiler, yapay et konusunu sanki yarın bütün sofralarımıza zorla laboratuvar ürünü konulacakmış gibi sunuyor. İnsanları korkutuyorlar. Devletin açık açıklamalarını görmezden geliyorlar. Çünkü onların amacı hakikati konuşmak değil, sürekli bir kriz atmosferi oluşturmaktır.

Bugün sosyal medyada en çok bağıran kişi, en bilgili kişi sanılıyor. Oysa çoğu zaman tam tersi doğrudur. Konuya en uzak kişiler, en sert cümleleri kuruyor. Bilimsel literatürü okumayanlar, biyoteknolojinin ne olduğunu bilmeyenler, tarım ekonomisini anlamayanlar ahkâm kesiyor. Tarım üzerinden ideolojik kavga yürütüyorlar.

Oysa tarım, slogan kaldırmaz. Tarım ciddi bir alandır. Gıda güvenliği ciddi bir meseledir. İnsan sağlığı sosyal medya hamasetiyle korunmaz. Bilgiyle, araştırmayla, bilimsel disiplinle korunur.

Bugün en büyük problemimiz, hakikatin yerini gürültünün almasıdır. İnsanlar araştırmıyor; slogan tüketiyor. Okumuyor; bağırıyor. Bilmeden konuşuyor. Sonra da toplum korku ve güvensizlik içinde bırakılıyor.

Yapay et meselesi de şu an için büyük ölçüde “yapay gündem” hâline dönüştürülmüş durumdadır. Türkiye’de yasak olan bir konuda, sanki devlet gizlice kapıları açmış gibi bir hava oluşturuluyor. Oysa ortada resmî açıklamalar var. Devletin ilgili kurumları açık şekilde konuşuyor.

Bize düşen şey, bilgiyle hareket etmektir. Ne körü körüne teknoloji hayranlığına kapılmak ne de her yeni gelişmeyi kıyamet senaryosuna dönüştürmektir. Hakikat, sloganların değil; ilmin, ahlakın ve ciddiyetin olduğu yerde bulunur.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.