Sosyal Medyada Özgür Kalmanın Yolu: Tahkik

“Müslümanın Dijital Gümrüğü: İslami Şuur”

İnsanlık tarihi boyunca bilgiye hiç bu kadar yakın, ama 'hakikate' hiç bu kadar uzak olmamıştık. Bugün parmaklarımızın ucundaki o sınırsız akış, bizi aydınlatmak yerine zihinlerimizi devasa bir çöplüğe çeviriyor. Sosyal medya dediğimiz bu dipsiz kuyu, bilginin en saf halini değil; kirlenmiş, manipüle edilmiş ve zehirli bir karmaşayı servis ediyor. Artık kabul etmeliyiz ki; önümüze düşen her paylaşım masum bir bilgi kırıntısı değil, bilincimize yönelik planlı bir taarruzdur.

Ekranlarımızdan üzerimize boca edilen şey, çoğu zaman bilgi değil; algıdır, yönlendirmedir, duygularımız üzerinden kurulan ince bir tahakkümdür. İşte tam da bu yüzden bugün en hayati mesele, “neye ulaşabildiğimiz” değil; neyi, nasıl ve niçin kabul ettiğimizdir. Sosyal medyanın bu baş döndürücü hızında, sorgulamadan inanmak bir saflık değil; aklı ve imanı riske atan tehlikeli bir gaflettir.

İnternetten gelen bilgileri hemen yaymamak için iki temel gerekçemiz vardır. Bu gerekçeler, müminin bilgiyle kurduğu ilişkinin imanî ve ahlâkî çerçevesini belirler.

Birincisi: Haberin kaynağı meselesidir.

Bize ulaşan bir bilgiyi kim getirmiştir? Kaynağı güvenilir midir, yoksa Kur’ân’ın ifadesiyle “fâsık” bir karakter mi taşımaktadır? Hakikatten kopmuş, yalanla irtibatı olan ya da bilinçli biçimde algı üreten bir kaynaktan gelen haber, sorgusuz sualsiz kabul edilemez. Bu yüzden yapılması gereken ilk iş, haberin menşeini araştırmak, kaynağını görmek ve buna göre inanmak ya da reddetmektir. Kaynağı problemli olan bir bilgiyi paylaşmak, o problemin yayılmasına ortak olmaktır.

 

İkincisi: Haberin sonucu meselesidir.

Diyelim ki haber doğru… Peki, bu haberi yaymak bize ve Müslümanlara ne kazandıracak? Topluma bir hayır mı taşıyor, yoksa korku, ümitsizlik ve fitne mi üretiyor? Her doğru bilginin her yerde ve her zamanda yayılması gerekli değildir. Bilginin doğruluğu kadar, doğuracağı sonuçlar da hesaba katılmalıdır. Fayda üretmeyen, kalpleri yaralayan veya toplumsal huzuru bozan bir haber, doğru bile olsa paylaşılmamalıdır.

İşte bu iki çerçeve, müminin habere yaklaşımını belirler:

Kaynağı sağlam mı?

Yayılmasının faydası var mı?

Bu sorulara olumlu cevap veremediğimiz sürece susmak, paylaşmaktan daha erdemli bir duruştur. Çünkü İslâm’da bilgi, hızla dolaştırılacak bir nesne değil; emanet bilinciyle taşınacak bir sorumluluktur. Mümin, her duyduğunu yayan değil; neyi neden paylaştığını bilen, hesabını verebileceği sözün arkasında duran insandır.

Kur’ân, bilgiyi sadece öğrenilecek bir şey olarak değil; taşınacak, korunacak ve hesabı verilecek bir emanet olarak ele alır. Nisa Sûresi 83. âyet, bu emanetin nasıl kolayca bir fitneye, paniğe ve toplumsal güven kaybına dönüşebileceğini açık bir biçimde gösterir. Âyetin dikkat çektiği husus, haberin kendisinden önce haberin dolaşıma sokulma biçimidir.

Onlara, İslâm toplumunun güvenliğini ilgilendiren veya müminler arasında ümitsizlik ve paniğe yol açabilecek bir söylenti ya da önemli bir haber ulaşınca, olayın içyüzünü araştırmadan ve sebep olabileceği zararları hiç düşünmeden, hemen onu sağa sola yayarlar. Hâlbuki, bu haberi duyar duymaz, onu Peygambere ve aralarındaki yetki sahibi kimselere(4. Nisa: 59) iletmiş olsalardı, o yetkililer arasından bu tür haberlerden doğru hüküm çıkarma becerisine sahip olanlar, onu titizlikle araştırıp haberin aslını ortaya çıkaracak ve buna karşı neler yapılması gerektiğini bileceklerdi. Bakın, eğer Allah’ın size lütuf ve merhameti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytanın ve o münâfıkların peşine takılıp gitmiştiniz!(Nisa 83-Yediveren yay.meali)

İslâm toplumunu ilgilendiren, müminlerin kalbine korku, ümitsizlik veya panik düşürebilecek bir bilgi duyulduğunda; yapılması gereken ilk iş paylaşmak değildir. Aksine, durmak, düşünmek ve araştırmaktır. Çünkü her doğru bilgi, her ortamda ve her zamanda söylenmesi gereken bir bilgi olmayabilir. Kur’ân’ın ikazı son derece nettir: Araştırılmadan yayılan haber, şeytanın izini sürmek demektir.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Selim doğan 17 Ocak 2026 15:03

    Kardeşim teşekkür ediyorum gerçekten çok önemli bir konuya temas ettiniz zira çok önemli bir konu