Modernleşmeyle beraber dinler, özellikle Batı toplumlarında geri çekilse de savaş dönemlerinde tekrar gündeme getiriliyor. Bunu İsrail-ABD ve İran arasındaki savaşta da görüyoruz.
İsrail’de Siyonistler Amerika’da ise Evangelistler etkili oluyor. Onlara ortak düşünceleri, hedefleri ve çıkarları paylaşmaları nedeniyle Judeo Hıristiyanlar da deniliyor. Siyonist Yahudiler kutsal kitapları Tevrat’tan ilham alıyorlar. Tevrat’ta yer alan Yaradılış’ın (Tekvin) 15. babında şöyle deniliyor: “O gün Rab Avram’la (Hz. İbrahim) antlaşma yaparak ona şöyle dedi: 'Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları (...) senin soyuna vereceğim.'” Bugün bu bölge; İsrail, Filistin, Lübnan toprakları ile Ürdün, Mısır, Suriye ve Irak'ın bazı bölgelerini kapsıyor. Bu topraklara “vadedilen topraklar” anlamına gelen Arzımevud deniliyor. Arzımevud hedefi, Romalıların MS 70 yılında Yahudi bağımsızlığına son vermesinden günümüze kadar zaman zaman sekteye uğrasa da daima canlı tutuldu. Arzımevud’un gerçekleşmesi için tarihte değişiklik gösteren planlar yapıldı. Buna göre ilk aşamada Kudüs ve çevresi ele geçirildi. Sonra da Nil'den Fırat'a kadar olan topraklarda Yahudilerin hâkimiyeti adım adım sağlanacak. Siyonistler Arzımevud’u Allah'ın bir emri ve Yahudilerin en doğal hakkı olarak görüyorlar. Bugün İsrail askerlerinin kollarına Arzımevud haritaları bulunuyor.
Evangelistler ise iyi ile kötü arasında Armageddon Savaşı çıkacağına inanıyorlar. Onlara göre bu savaş büyük felaketlere yol açacak. İsa Mesih Kudüs’e dönecek. Yahudiler de Evangelist Hristiyanlığı kabul edecek. İşte bunun için Siyonistlere vadedilen toprakların ele geçirilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Evangelistler, bu amaçlar doğrultusunda İsrail'e ve Siyonistlere yardım ediyorlar. Amerika’nın delisi Donald Trump’ı kullanıyorlar. Evangelist papazlar Trump’ın İran’a karşı yürütülen savaşta zafer kazanması için Beyaz Saray’da ona dokunarak dua ediyorlar. Dinle diyanetle alakası olmayan Trump da gözlerini yumarak ne kadar samimi bir dindar olduğunu göstermeye çalışıyor.
İslam kaynaklarında da Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında Armageddon’a benzeyen, Melhameikübra adı verilen büyük ve kanlı bir savaşın çıkacağı belirtiliyor. İsrail-ABD ve İran arasındaki savaşın bu büyük savaşa evrileceğini düşünenler var.
Öte yandan İran, Evangelist ve Siyonistlerin dinsel söylemine karşı Müslümanları Haçlı ve Siyonistlere karşı savaşmaya davet ediyor. Bunun yanında Hayber Savaşı’na vurgu yaptı. Hayber Savaşı Miladi 628’de Müslümanlar ile Yahudiler arasında yapıldı. Müslümanların kazandığı bu savaşta Hz. Ali büyük kahramanlıklar gösterdi. İran bu savaşa atıfta bulunarak Yahudilerin yine yenileceğini söylüyor. “Ali, Zülfikâr’ıyla Hayber’e geri dönüyor.” mesajını veriyor. Hayber adını verdikleri balistik füzelerle İsrail’e saldırıyor.
Burada sözünü ettiğimiz teolojik kodların bir kısmı daha önce yapılan büyük savaşlar için de yorumlandı. Şimdi de bu savaş için yorumlanıyor. Her ne kadar teolojik söylemler öne çıkarılsa da bu savaş din uğruna yapılmıyor. Savaş tarihte olduğu gibi asıl olarak askerî, siyasi ve ekonomik nedenlere dayanıyor. Teolojik ve tarihsel söylemler devletler tarafından gerçek niyetleri saklamak, kendi askerlerine ve toplumlarına savaş motivasyonu sağlamak ve düşmanlarına karşı psikolojik üstünlük kurmak amacıyla kullanılıyor. Bu durum, modern savaşlarda bile maddi menfaatler için teolojinin nasıl araç olarak kullanıldığını göstermesi bakımından önemlidir.

