Gazze katili İsrail ve pedofil olaylarına adı karışan Donald Trump’ın yönettiği ABD’nin İran’a barbarca saldırması bütün Orta Doğu’yu ateşe verdi. İran yönetimi ve askeri büyük darbe aldı. Müslüman coğrafyası alev alev yanarken Müslüman devletler dâhil tüm dünya seyrediyor. Batı, bu zamana kadar ürettiğini söylediği demokrasi, insan hakları ve adalet gibi değerleri İsrail’in uğruna ayaklar altına alıyor. Amerika’nın delisi Trump’un tek adamlığına ve haydutluğuna ses çıkaramıyor. Kendi halklarının Gazze’deki katliamlara gösterdiği tepkileri dikkate almıyor. Devletler çıkarları ve ideolojileri için insan hayatını hiçe sayıyor. Olan, devletlerin nazarında birer sayıdan ibaret görülen masum ve sivil insanlara oluyor.
Bu kanlı savaşlar birden olmuyor elbette. Yıllar öncesinin planlarına dayanıyor. Bu planlardan biri Dünya Siyonist Örgütü Enformasyon Dairesinin İbranice yayın organı Kivunim dergisinin Şubat 1982 sayısında Oded Yinon imzasıyla yayımlanan İsrail İçin Strateji Raporu’dur. Bir diğeri de 7 Ağustos 2003’te dönemin ABD Başkanı Bush’un Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice tarafından gündeme taşınan Büyük Ortadoğu Projesi’dir. Bu proje ünlü Doğu bilimci, Yahudi kökenli Bernard Lewis’in etnik ve mezhepsel ayrılıkları esas alan görüşlerinden yararlanıyor. Her iki proje de İsrail'in güvenliği için Orta Doğu devletlerinin etnik, mezhepsel ve dinsel olarak parçalanması gerektiği açıklanıyor. Genel olarak Türkiye; Sünni Türkler, Aleviler ve Kürtler olarak bölünüyor. İran; Türkler, Farslar, Sünniler ve Şiiler biçiminde parçalanıyor. Irak; Şii, Sünni ve Kürt devletleri olarak şekillendiriliyor. Lübnan'da Hristiyan, Müslüman ve Dürzi bölgeleri oluşturuluyor. Ürdün'de bir Dürzi devleti öngörülüyor. Suriye'de ise Alevi ve Sünni devletleri ortaya çıkarılıyor. Suriye'nin parçalanması gerektiğine özellikle vurgu yapılıyor.
Bugün Orta Doğu'daki gelişmelere baktığımızda Oded Yinon ve Büyük Orta Doğu planlarının güncellenerek daha da ayrıntılı bir şekilde uygulandığını görüyoruz. Özellikle İran, dış saldırılarla derin bir şekilde zayıflatılırken ülke içinde etnik fay hatları hareketlendiriliyor. Basına yansıyan haberlere göre PKK’nın İran kolu PEJAK hazır kıta bekliyor. İran’ın güneyindeki Belucistan’da hareketlenmeler olduğu söyleniyor.
Bu projelerin ilk aşamasında ülke içindeki çatışmayı tetikleyecek toplumsal yapılar ateşleniyor. İnsanlar birbirlerine etnisite, mezhep ve yaşam tarzı üzerinden kutuplaştırılarak düşman ediliyor. Bunu son olarak İran’da başardılar. İran’daki kutuplaşmayı başarmalarında molla rejiminin iç ve dış siyasetteki büyük hataları da etkili oldu. Etnik, mezhepsel ve dinsel soruşturmalar, baskılar, gözaltılar, işkenceler insanları kendi devletine düşman hâle getirdi. İranlılar molla rejiminden kaçarken İsrail ve ABD’nin tuzağına düştüler. Bugün İsrail, bu insanları istihbarat almada İran’a karşı kullanıyor. Bundan sonraki süreçte Türkiye’yi Orta Doğu masasında menüye dâhil etmek istiyorlar. Dolayısıyla Türkiye’de yıllardan beri yavaş yavaş sürdürdükleri kutuplaşmanın tam anlamıyla gerçekleşmesini bekliyorlar. Eminim ki Türk milleti şer güçlerin boğazına takılıp onları boğacaktır

