Et ve Süt Kurumu’ndan (ESK) Tarihi Destek:

Küçük Ölçekli Üreticiler İçin “Gelir Garantili Besicilik” Projesi

Ülkemizde tarımı ve üreticiyi desteklemek adına devlet destekleri devam ediyor. Bununla ilgili daha yakın zamanda “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesi başlamıştı. Daha henüz bu proje yeni sonuçlanmıştı ki yeni bir proje daha devreye girdi: Küçük Ölçekli Üreticiler İçin “Gelir Garantili Besicilik” Projesi.

“Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesi çok avantajlı ve uygun bir proje idi. Özetle hatırlamak gerekirse;programın tamamında toplam 150 bin baş küçükbaş hayvan (koyun veya keçi) dağıtılması planlanmıştı. Her hak sahibi üreticiye 95 dişi ve 5 erkek olmak üzere toplam 100 baş hayvan verilecekti. Hayvanlar, TİGEM’in kendi işletmelerinde yetiştirilen, en az 6 ay en fazla 18 aylık genç hayvanlardan seçilecek. Dağıtım, bölgesel faktörlere göre uyarlanacak: yöre, iklim ve mera yapısına uygun ırklar (örneğin yerli koyun ırkları gibi) tercih edilecek. Bu yaklaşım, geçmiş projelerde görülen “uyumsuz ırk” sorunlarını önlemeyi amaçlıyordu.

1.            Kredi Desteği: Üreticiler, Ziraat Bankası aracılığıyla 2 yıl geri ödemesiz, toplamda 5 veya 7 yıl vadeli sübvansiyonlu (faiz indirimli) kredi kullanabilcekti.

2.            Bakım ve Besleme Desteği: Hayvan teslimini takiben 12 ay boyunca, hayvan başına aylık 1.500 TL destek sağlanmaktadır. Bu, 100 hayvan için aylık 150.000 TL, yıllık toplam 1.800.000 TL’lik bir desteğe denk gelmekteydi.

3.            Sigorta Desteği: Dağıtılan hayvanların ilk bir yıllık TARSİM sigorta primleri devlet tarafından karşılanmaktaydı.

Bu projenin başvuruları sonuçlandı, şimdi küçükbaşların dağıtımına da başlandı.

Tarım Bakanlığı daha bir proje yeni sonuçlanmışken başka bir projeye devreye girdi. Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde, Et ve Süt Kurumu (ESK) ve Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) iş birliğiyle hayata geçirilen "Gelir Garantili Besicilik Projesi", Türkiye hayvancılık sektöründe ezberleri bozacak yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

 Kırmızı et arz güvenliğini güçlendirmeyi, üretimi tabana yaymayı ve artan maliyetler karşısında zorlanan küçük ölçekli aile işletmelerini korumayı hedefleyen bu proje, sunduğu avantajlar ve getirdiği devlet güvencesi modeliyle dikkatleri üzerine çekiyor.

Bu yazıda, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından 5 Haziran 2026 tarihinde duyurulan projenin tüm detaylarını, başvuru şartlarını, üreticiye sağladığı mali avantajları ve Türkiye tarım politikalarındaki vizyonunu derinlemesine hep beraber yakından bakalım.

Projenin Temel Hedefi: Neden "Gelir Garantili Besicilik"?

Türkiye'de hayvancılık sektörü, özellikle son yıllarda artan yem maliyetleri, canlı hayvan ithalatı fiyatlarındaki dalgalanmalar ve nihai piyasa belirsizlikleri nedeniyle zorlu bir süreçten geçmektedir. Bu süreçten en çok etkilenenler ise kuşkusuz, sermaye birikimi kısıtlı olan ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha kırılgan yapıdaki "küçük ölçekli aile işletmeleri"dir. Büyük kapasiteli besi çiftlikleri ölçek ekonomisinden yararlanarak maliyetlerini bir nebze düşürebilirken, küçük üreticiler piyasa koşullarında rekabet etmekte zorlanmakta ve zaman zaman üretimi bırakma noktasına gelmektedir.

İşte tam bu noktada devreye giren Gelir Garantili Besicilik Projesi, küçük üreticiyi piyasa risklerine karşı koruyan bir kalkan işlevi görmektedir. Projenin ana amaçları şu şekilde özetlenebilir:

1.            Küçük Ölçekli Aile İşletmelerinin Desteklenmesi: Projenin odak noktası, kırsal kalkınmanın omurgasını oluşturan aile işletmeleridir. Bu işletmelere "pozitif ayrımcılık" yapılarak hayatta kalmaları ve büyümeleri teşvik edilmektedir.

2.            Üretimin Tabana Yayılması: Hayvancılığın sadece belirli büyük sermaye gruplarının elinde toplanmasını engellemek, üretimi Anadolu'nun dört bir yanındaki küçük çiftliklere yayarak daha adil bir üretim modeli oluşturmak amaçlanmaktadır.

3.            Kırmızı Et Arz Güvenliğinin Güçlendirilmesi: Sürekli ve istikrarlı bir yerli üretim modeli kurgulayarak, Türkiye'nin kırmızı et ihtiyacının güvenilir iç kaynaklardan karşılanmasını garanti altına almak temel stratejilerden biridir.

4.            Üreticinin Gelirinin Korunması: Belki de projenin en can alıcı noktası budur. Besici, hayvanı ahırına koyduğu andan itibaren, besi süresi sonunda hayvanını ne kadara satacağını bilmektedir. Fiyat dalgalanmaları riski devlet (ESK) tarafından üstlenilerek üreticiye "makul bir kâr" güvencesi sunulmaktadır.

5.            Tüketicilerin Uygun Fiyatlı Kırmızı Ete Ulaşması: Üreticinin maliyetlerinin düşürülmesi ve arzın artırılması, zincirleme bir etkiyle nihai tüketici fiyatlarına da olumlu yansıyacaktır. ESK, piyasayı regüle etme gücünü kullanarak et fiyatlarında dengelenmeyi hedeflemektedir.

Projenin Kapsamı ve Rakamlarla Detaylar

Bakanlık ve ESK tarafından açıklanan resmi verilere göre, projenin büyüklüğü ve üreticiye sunulan somut destekler şu şekildedir:

•             Toplam Dağıtılacak Besilik Sığır: Proje kapsamında toplam 108.000 baş besilik sığır ithal edilerek dağıtılacaktır. Bu, küçük üreticiye yönelik son yılların en büyük hayvan tahsislerinden biridir.

•             Hak Sahibi Besici Sayısı: Elektronik ortamda alınan yaklaşık 15.000 başvuru arasından, objektif bir puanlama sistemi ve kura ile 3.600 küçük ölçekli besici projeden yararlanmaya hak kazanmıştır.

•             İşletme Başına Hayvan Sayısı: Hak sahibi olan her üreticiye, işletme başına eşit ve adil bir dağılım ilkesi gözetilerek 30 baş besilik sığır teslim edilmektedir. (Besiciler, kendi imkânlarıyla ahır kapasitelerini dolduracak şekilde dışarıdan da hayvan alıp beslemekte özgürdür.)

•             Pozitif Ayrımcılık Kriteri: Projeden yararlanmanın temel şartı, işletmenin besi ahırı kapasitesinin 200 başın altında olmasıdır. Bu şart, devlet desteğinin gerçekten ihtiyacı olan küçük işletmelere gitmesini garanti altına almaktadır.

Genelde hep şöyle bir eleştiri olurdu malum: "Devletin bütün desteklemelerinden sadece büyük firmalar yararlanabiliyor" diye. İşte bu sefer bu denmeyecek. Zaten böyle bir şey de yoktu, ama algı bu şekilde idi.

Üretici İçin Fiyat Avantajı: "Kilogram Başına 110 TL Fark"

Projenin üreticiye sunduğu en somut teşvik, besilik materyalin temin fiyatındaki ciddi indirimdir.

Normal şartlarda, 2026 yılı için büyük ölçekli (200 baş ve üzeri kapasiteli) işletmelerin ESK üzerinden ithal ettikleri besilik sığırların canlı ağırlık kilogram fiyatı ortalama 420 TL seviyelerindedir.

Ancak "Gelir Garantili Besicilik Projesi" kapsamında, 200 baş altı kapasiteye sahip hak sahibi üreticiler, canlı besilik sığırları 310 TL/kg canlı ağırlık fiyatıyla temin etme avantajına sahiptir.

Bu durum, küçük üretici lehine kilogram başına 110 TL, yani yaklaşık %26'lık bir fiyat avantajı anlamına gelmektedir. 30 baş hayvan alan bir üretici için sadece besilik materyal alımında on binlerce liralık bir maliyet avantajı sağlanarak işletme sermayesi rahatlatılmaktadır.

Gelir Garantisi Sistemi Nasıl İşliyor? (Geri Alım ve Sözleşme Modeli)

Projenin adını aldığı ve sektöre getirdiği en büyük yenilik olan "Sözleşmeli ve Gelir Garantili" üretim modeli şu adımlarla işlemektedir:

1.            Sözleşme Aşaması: Hak sahibi üretici, hayvanları teslim almadan önce ESK ile bir sözleşme imzalamalıdır. Bu sözleşme, yetiştiricinin haklarını ve yükümlülüklerini (karantina kuralları, teslim süreleri vb.) net bir şekilde belirler.

2.            Besi Süresi: Besiciler, indirimli fiyatla teslim aldıkları hayvanları kendi işletmelerinde en az 4 ay, en fazla 9 ay boyunca beslemekle yükümlüdür. Bu süre zarfında hayvanların bakım, beslenme ve sağlık (menşei kaynaklı hastalıklar hariç) sorumluluğu tamamen üreticiye aittir.

3.            Geri Alım Garantisi (Kesim Garantisi): Besi süresi tamamlandığında, üretici "Hayvanımı kime, kaça satacağım?" stresi yaşamayacak. Et ve Süt Kurumu (ESK), hayvanları önceden taahhüt ettiği şartlarda geri almayı (kesimini yapmayı) garanti etmektedir.

4.            Enflasyon Korumalı Fiyatlandırma: En kritik nokta tam da burasıdır. Geri alım fiyatı, piyasa şartlarına göre ezbere belirlenmeyecek. ESK, sözleşmede belirlenen ve üreticinin maliyetlerinin üzerine "makul bir kâr" payı ekleyen bir baz fiyat belirleyecek. Daha da önemlisi, bu geri alım fiyatları her ay enflasyona endeksli olarak güncellenecek. Böylece aylar süren besi dönemi boyunca artabilecek yem, enerji veya işçilik maliyetleri karşısında üreticinin geliri enflasyona ezdirilmeyecek, kâr marjı reel olarak korunmuş olacaktır.

5.            Öncelik Hakkı: Sözleşme şartlarına uyan, hayvanlarına iyi bakıp belirlenen sürede ESK'ye sağlıklı bir şekilde teslim eden disiplinli üreticiler ödüllendirilmektedir. Bu üreticiler, sonraki yıllarda yapılacak besilik sığır dağıtımı projelerinde öncelikli olarak değerlendirilecektir. Burada amaç sürdürülebilir bir iş ortaklığını teşvik etmektir.

Zorunluluklarıda var elbette kendi içinde.Bunlar;

•             Hayvanlar karantina sürecinden sonra başka işletmeye satılamaz veya devredilemez.

•             Kesim için en az 30 gün önce randevu alınmalıdır.

•             Sözleşmeye uymayanlar teminatlarını kaybedebilir ve sonraki dönemlerde öncelik kaybı yaşayabilir.

•             Zamanında teslim eden üreticiler, sonraki dağıtımlarda öncelikli değerlendirilecektir. Bu, uzun vadeli bir ortaklık modeli yaratmaktadır.

Bazı üreticiler puanlama detaylarının daha şeffaf olmasını, yeni işletme açanlara kolaylık sağlanmasını veya hayvan kalitesinin yüksek olmasını vurgulamaktadır. Ancak objektif kriterler ve elektronik başvuru, şeffaflığı artırmaktadır.

Proje, Tarım Bakanlığı’nın diğer hayvancılık destekleriyle (buzağı desteği, hibe programları, ahır modernizasyonu gibi) uyumludur. Örneğin, TKDK veya IPARD hibeleriyle ahır yatırımları birleştirilebilir. Uzun vadede, yerli ırk ıslahı, hastalık kontrolü ve yem üretimindeki verimlilik artışlarıyla entegre edildiğinde daha büyük etki oluşturabilir.

Proje, ESK ile Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) iş birliğinde yürütülmektedir. Tüm duyurular ESK’nın resmî sitesi (esk.gov.tr) üzerinden takip edilebilmektedir.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Et ve Süt Kurumu'nun "Gelir Garantili Besicilik Projesi", sadece geçici bir hibe veya kredi desteği değil; yapısal sorunlara çözüm arayan, planlı ve sözleşmeli üretim modelini merkeze koyan stratejik bir dönüşüm adımıdır.

Türkiye gibi tarım potansiyeli yüksek bir ülkede, küçük işletmelerin sistem dışına itilmesi kırmızı et açığının giderek büyümesi anlamına gelir. Bu proje ile devlet, riskleri üstlenerek küçük üreticinin sırtındaki yükü almakta, ona "Sen sadece üretmeye odaklan, pazar ve fiyat riskini ben yönetiyorum" mesajını vermektedir.

Et ve Süt Kurumu tarafından uygulamaya konulan Gelir Garantili Besicilik Projesi, küçük ölçekli besicilerin üretimde kalmasını destekleyen, pazarlama riskini azaltan ve gelir güvencesi sağlamayı amaçlayan önemli bir girişimdir. Toplam 108 bin baş besilik sığırın dağıtılacağı ve 3 bin 600 üreticinin yararlanacağı proje, özellikle aile işletmeleri açısından yeni bir fırsat sunmaktadır.

108.000 baş hayvanlık ilk etabın başarıyla sonuçlanması, sistemin eksiklerinin görülerek düzeltilmesi durumunda, "Gelir Garantili" sözleşmeli tarım modelinin hayvancılığın diğer alt sektörlerinde de (örneğin süt hayvancılığında) uygulanması için güçlü bir emsal teşkil edecektir. Üreticinin kazanıp kırsalda kaldığı, tüketicinin makul fiyatla güvenilir gıdaya eriştiği denklem, Türkiye'nin gıda güvenliği ve tarımsal kalkınması için en kalıcı çözümdür.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.