Eğitimde tıkanan sistem..!

Erzurum’un sert iklimi, insanına olduğu kadar meselelerine bakışına da yansır. Açık, net ve dolambaçsız. Eğitimde bu alanların başında. Erzurumlu eğitimci yazar Murat Ertaş’ın ortaya koyduğu görüşlerde hem çok mantıklı hem de çözüm odaklı.    

Eğitim sistemimizde herkes okumak zorunda. Ama okumuyor. Ne yazık ki ülkemizde okumak, iyi bir işe girmek olarak algılanıyor. Dolayısıyla ülkemiz okumuş ama işsiz insanlarla dolu. Araba arıza yapınca tamir edecek, cağ kebabını pişirecek usta bulamıyoruz. Çünkü herkes doktor, hakim öğretmen olmak istiyor. 

Murat Ertaş’a göre ortaokul ve lisede zorunlu örgün eğitim yeniden değerlendirilmelidir. Çünkü bugün her öğrenciyi aynı sistem içinde tutmak, farklı kabiliyetleri ve hedefleri olan gençleri tek bir kalıba zorla sokmak anlamına geliyor. Oysa her genç akademik başarı odaklı değildir. Bazıları için hayatın yolu daha erken yaşta bir meslekten, bir ustanın yanında yetişmekten geçer.

Mevcut sistemde ise ‘Okumada gözü olmayan’ öğrenciler zorla sınıflarda tutuluyor. Bu durum sadece o öğrencileri değil, öğrenmek isteyenleri de olumsuz etkiliyor. Sınıf içi huzurun bozulması, akran zorbalığının artması ve öğretmen otoritesinin zayıflaması bu zorlamanın doğal sonuçları arasında yer alıyor.

Başöğretmen Atatürk der ki; ‘Eğitimde kaybedilecek tek bir birey yoktur’. Günümüzde bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Bir öğrencinin öğrenmesi için yalnızca okul sıralarına mahkûm olması gerekmiyor. Açık öğretim, çevrimiçi kaynaklar ve mesleki eğitim imkanları var. Bu nedenle eğitim sisteminde tek bir yol dayatmak yerine alternatifler sunulmalıdır. 

Ertaş’ın önerileri arasında dikkat çeken bir başlık da başarısız öğrencilerle ilgili. Başarısız öğrenci sınıfı geçmemeli. İki yıl üst üste sınıfta kalan örgün eğitim dışındaki seçeneklere yönlendirilmelidir. Ya açık öğretim ya da iş hayatı. Erzurum’un köklü usta-çırak geleneği düşünüldüğünde, bir gencin bir meslek erbabının yanında yetişmesi hem birey hem toplum açısından değerli bir kazanım olacaktır.

Zorunlu eğitimin esnetilmesiyle birlikte sınıflardaki yoğunluk azalacak, öğretmenler daha verimli bir eğitim süreci yürütebilecektir. Eğitim sürelerinin sadeleştirilmesi de bu çerçevede değerlendirilmektedir. Beş yıl ilkokul (zorunlu), ardından üç yıl ortaokul ve üç yıl lise daha dengeli bir sistemi ortaya çıkaracaktır.

Bir diğer önemli mesele ise neredeyse her okulun tabelasında yazan ‘Anadolu’ ifadesi. Bu unvanın bir karşılığı olmalı. Anadolu ve Fen liseleri, gerçekten özel müfredata sahip, sınavla öğrenci alan ve sayısı sınırlı okullar olmalıdır. Bu okullar gerçekten okumak isteyenlere ait olmalıdır. Diğer liseler ise kendi kimliğiyle varlığını sürdürmelidir.

Eğitim yalnızca akademik başarıdan ibaret değildir. Aynı zamanda bir kültür aktarımıdır. Bu nedenle çocukların yaşadıkları şehrin değerlerini öğrenmesi önemlidir. Erzurum’un türküleri, hikâyeleri, tarihi  ve kültürel birikimi yeni nesillere aktarılmalıdır. Bu, gençlerin aidiyet duygusunu güçlendirecek önemli bir adımdır.

Sonuç olarak Murat Ertaş’ın yaklaşımı, eğitimi bir zorunluluk alanı olmaktan çıkarıp bir yön bulma süreci olarak ele alıyor. Onun ifadesiyle, “Eğitim herkesi aynı yolda yürütmek değil, herkese kendi yolunu buldurmaktır”. Erzurum’dan yükselen bu bakış açısı, eğitimde asıl konuşulması gereken konuyu yeniden hatırlatıyor.

Eğitimde asıl ihtiyaç daha fazla zorunluluk değil, her gence kendi yolunu bulduracak bir bakış açısıdır.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Mensur DURMUŞ 15 Mayıs 2026 18:30

    GELECEĞİMİZ VE MİLLİ EĞİTİM "Usta olmak için Çirak olmak gerek" sözünü eyleme geçirmek için ; # MESLEK LİSELERİ MEMLEKET MESELESİ slogan değil saha eylemine dönüşmesi icap eder, Memleketimiz kalkınması için, - Çırak - Ara elaman - Usta - Mühendislik - Akademi # Mühendis olmak için, ilgili meslek Ortaokul sonra Meslek lise sonra alanında Fakülte. #Öğretmen olmak için ilgili lise sonra ilgili FAKÜLTE #Doktor olmak için, ilgili lise, sonra ilgili FAKÜLTE. #Hakim, savcı olmak için ilgili lise sonra ilgili FAKÜLTE. #Sporcu, Santçı, sinama, tiyatro v.s. olmak için ilgili lise sonra ilgili FAKÜLTE... Lise döneminde, alanlarına göre Teori ve uygulamalı alanlar, Atölyeler ve Laboratuvarlar aktif olmalı. Her yıl sonu Bakanlık koordinesinde türlerine göre yerel ve genel sınav yapılmalı, başarı sonucuna göre bir üst sınıfa geçmeli, alanında başarılı olamayanları farklı liselere geçiş sınavlar da yapılıp aktif değerlendirmeye tabi tutulmalı. Lise mecburi eğitimden çıkarılmalı. Alanlarında lise sınavında başarılı olamayanları, Tarıma, hayvancılığa ve Sanayı alanlara teşvik edilmeli yine ilgili bakanlıklar bünyesinde eğitim ve takip birimler oluşturulup bu alanlarda istihdam oluşturulmalı, dolayısıyla her bir bireyin çalışır, üretir duruma getirilmelidir. Öğretmenler ve kurulacak komisyonlar etkili ve yetkili duruma getirilmeli. Doktor raporu gibi reel olacak, kimse müdahale edemeyecek. Öğretmenlerin müktesebatları en iyi duruma getirilmeli. Öğretmenler kesinlikle sözleşmeli hale getirilmeli.

  • Muhammet15 Mayıs 2026 16:54

    Tebrikler. Bu yazı, eğitim sistemimizin yıllardır konuşulan ancak çoğu zaman görmezden gelinen sorunlarını açık ve anlaşılır bir şekilde ele almış. Özellikle her öğrencinin aynı hedefe yönlendirilmemesi gerektiği fikri oldukça dikkat çekici. Mesleki eğitime verilen önem ve gençlerin yeteneklerine göre yönlendirilmesi gerektiği yönündeki görüşler toplum adına değerli bir bakış açısı sunuyor. Eğitim üzerine düşündüren, çözüm önerileriyle öne çıkan başarılı bir yazı olmuş. Bir eğitimci olarak aynı fikirdeyim.