İnsanı en güzel şekilde yaradan Allah'a hamd,yüce rasulune salatu selam olsun.
İnsanoğlu,Dünya kurulmuş kurulalı yaşadığı hayatta güvenlik endişesini yüreğinde taşımıştır.Düşmanlıklar,savaşlar,korkular,katliamlar insanoğlunun gündeminden çıkmamıştır.Müslümanlar 200 yıldır yenilgi sürecinde olduğundan beri,şiddetin gözyaşının içinden çıktığı,rahat bir hayat sürdüğü vaki değil.Hal böyleyken bazen şiddetin yapamadığını algılar,oyunlar,hedef saptırmalar insana yaptırır.Düşmanı canavarlaştırmak için bazen onun kılığına girer insanoğlu,ki islamofobi ve onun kökeni de bu oyunun bir parçasıdır.
Bondi sahilinde yaşanan hadise, sadece bir güvenlik zaafı ya da münferit bir şiddet olayı değildir. O gün orada, modern insanın ahlâk haritası yeniden çizildi. Silahların konuştuğu, korkunun dalga dalga yayıldığı bir anda asıl soru şuydu:
İnsan, insana karşı nerede duracak?
Çünkü şiddet, bir anda ortaya çıkmaz. Şiddet; dili sertleşmiş, kalbi katılaşmış, ötekiyle bağını koparmış zihinlerin son durağıdır. İnançlar istismar edildiğinde, kimlikler nefret üretmeye başladığında, insan artık sadece karşısındakini değil; kendi vicdanını da vurur.
İslam’ın bu tür anlarda söylediği söz nettir:
“Zulme rıza zulümdür.”
Ve zulmün karşısında susmak, tarafsızlık değildir; sorumluluktan kaçıştır.
Kur’ân, insanı merkeze alır. Dini, canı, ırkı ne olursa olsun; masumiyet dokunulmazdır. Bu yüzden Mâide Suresi’nde bir canın kurtarılması, bütün insanlığın kurtarılmasıyla eş tutulur. Bu ayet, Müslüman için bir teori değil; hayat anlarında devreye giren bir pusuladır.
Bondi’de yaşananlar sırasında bir Müslüman’ın refleksi de işte bu pusulanın sonucuydu. O, hadisenin kahramanı değil; İslam ahlâkının tabii bir tezahürüydü. Onu öne çıkaran şey cesareti kadar, gösterişten uzak oluşuydu. Çünkü Müslüman iyiliği bağırarak değil; bedel ödeyerek yapar.
Asıl üzerinde durulması gereken şudur:
Neden bu çağda kötülük bu kadar örgütlü, iyilik ise hâlâ bireysel kalıyor?
Neden nefret sloganları kolayca yayılırken, merhamet sessiz kalıyor?
İslam, bu sessizliğe razı olmaz. Müslüman; kalabalıkların vicdanı, kriz anlarının ahlâk hafızasıdır. Elindeki imkân ne olursa olsun, zararı durdurmakla mükelleftir. Bazen bu bir söz olur, bazen bir duruş, bazen de hayatı ortaya koyan bir adım.
Bondi sahilinde yaşanan hadise bize şunu bir kez daha hatırlattı:
İslam, şiddetin açıklaması değil; şiddetin panzehiridir.
Müslüman, korkunun taşıyıcısı değil; güvenin şahididir.
Bugün dünyaya düşen görev, bu olayı sadece “kim yaptı” sorusuna hapsetmek değildir. Asıl soru şudur:
Kim, insan kalabildi?
20 Aralık 2025 Shepparton Victoria

